UBS Global Research, Ağustos ABD istihdam verisi piyasa beklentilerini aştıktan sonra Fed'in yıl sonuna kadar 50 baz puan faiz artırımı yapacağını tahmin ediyor. Piyasa konsensüsünün tam tersine bu senaryo, gelişmekte olan piyasalar ve TL için yeni riskler yaratıyor.
İstanbul — İsviçre kökenli küresel dev bank UBS, Cuma günü açıklanan Ağustos ABD işgücü piyasası verilerinin (Nonfarm Payrolls) beklentilerin önemli ölçünde üzerinde çıkması sonrası, Federal Reserve (Fed) için 2026 yılının kalanında iki kez 25 baz puanlık faiz artırımı senaryosunu temel tahminine dönüştürdü. Bu görüş, piyasaların geniş çoğunluğunun hâlâ faiz indirimi veya en azından uzun bir duraklama fiyatladığı bir ortamda, "aykırı" (outlier) ve risk odaklı bir pozisyon olarak dikkat çekiyor.
Ağustos şoku: İşgücü piyasası henüz soğumadı
Geçen hafta Cuma günü yayımlanan Ağustos Nonfarm Payrolls verisi, ekonomistlerin ortalama tahminini net şekilde aşıyor. İşsizlik oranının bir önceki aydaki seviyesinin altına çekilmesi ve ortalama saatlik kazançlardaki yıllık artışın %4'ün üzerinde seyretmesi, Fed'in en çok korktuğu "yapışkan" (sticky) hizmetler enflasyonu riskini yeniden alevlendirdi. UBS analistleri, bu verinin Fed'in "dual mandate" (çift görev) dengesini tamamen istihdam lehine çevirdiğini, bu da enflasyon mücadelesinin final aşamasını zorlaştırdığını vurguluyor.
Neden UBS piyasadan farklı düşünüyor?
UBS modellerinin temelinde, Phillips Eğrisi'nin son çeyreklik verilerde yeniden dikleşmesi yatıyor. Bank, üç kritik faktörü işaret ediyor: İlk olarak, lojistik maliyetlerdeki artış ve potansiyel tarife riskleriyle birlikte ithal enflasyonunun yeniden canlanma ihtimali. İkincisi, ABD federal bütçe açığının GSYH'nın %6-7 bandında seyrederken sağladığı mali genişleme itkisi. Üçüncüsü, Fed'in artık "nominal" değil, "reel" faiz hedefleyici bir çerçeveye kaydı ve mevcut politika faizinin (üst band %5.50 varsayımıyla) hâlâ kısıtlayıcı olup olmadığının sorgulanması. UBS'e göre mevcut reel faiz seviyesi, bu istihdam verisiyle uyumsuz.
Piyasa fiyatlaması ve FOMC takvimi: Kasım-Aralık penceresi
Fed Funds Futures piyasası hâlâ Eylül toplantısında faizlerin sabit kalmasını (%95+ olasılıkla) ve yıl sonuna kadar net bir indirim fiyatlamıyor; ancak UBS'in "terminal rate" (tepe faiz) tahmini %5.75-6.00 bandını hedefliyorsa, bu piyasa fiyatlamasıyla ciddi bir "spread" (açık) ortaya çıkıyor. UBS senaryosuna göre, Fed 16-17 Eylül toplantısında "bekle ve gör" sinyali verip, veri bağımlılığını vurgularken; ilk artırım 4-5 Kasım ve ikinci artırım 16-17 Aralık toplantılarında gerçekleşebilir. 2 yıllık ABD Tahvil getirileri Cuma kapanışında %4.10 bandını test ederken, 10 yıllık getiriler %4.30 üzeri seyrederek eğrinin düzleşmesi (bear steepening) riskini sinyallemişti.
Türkiye için kritik ayrışma: CBRT politikası ve USD/TRY
Bu senaryo, Merkez Bankası (CBRT) için en zorlu dışsal şoklardan birini oluşturuyor. CBRT, Temmuz ayından itibaren başlattığı faiz indirim yol haritası (yıl sonuna kadar %500 baz puan indirim hedefi) ile Fed'in faiz artırma döngüsü arasında doğrudan bir "policy divergence" (politik ayrışma) riski doğuyor. Bu durum:
Sermaye akışları: Yabancı yatırımcıların TL pozisyonlarında (swap/ödeme dengesizliği) risk aversiyonu yaratabilir, portföy çıkışlarına yol açabilir.
Yabancı yatırımcıların TL pozisyonlarında (swap/ödeme dengesizliği) risk aversiyonu yaratabilir, portföy çıkışlarına yol açabilir. USD/TRY: Dolar Endeksi (DXY) 104-105 bandına doğru hareket ederse, USD/TRY paritesinde teknik direncin (örneğin 38.50-39.00 bandı) test edilme ihtimali güçlenir.
Dolar Endeksi (DXY) 104-105 bandına doğru hareket ederse, USD/TRY paritesinde teknik direncin (örneğin 38.50-39.00 bandı) test edilme ihtimali güçlenir. Rezerv yönetimi: CBRT'in net rezerv hedeflerini koruması için gerekli olan "carry" (faiz farkı) kazancının erimesi, FX satış ihtiyacını artırabilir.
CBRT'in net rezerv hedeflerini koruması için gerekli olan "carry" (faiz farkı) kazancının erimesi, FX satış ihtiyacını artırabilir. CDS ve dış borçlanma: Türkiye 5 yıllık CDS primlerinde 250-300 baz puan bandına geri dönüş riski, bankaların ve şirketlerin dış borçlanma maliyetlerini zorlayabilir.
Riskler ve alternatif senaryo: Veri bağımlılığı hâlâ hakim
UBS'in bu agresif tahmini, önümüzdeki iki ayda gelecek CPI (Tüketici Fiyat Endeksi) ve PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları) verilerine son derece hassas. Eğer Eylül CPI verisinde çekirdek hizmetler enflasyonu (shelter hariç) belirgin bir yumuşama gösterirse, Fed Kasım toplantısında "skip" (atlama) yapabilir ve UBS senaryosu ertelemekte/iptal olabilir. Goldman Sachs ve JPMorgan Chase gibi diğer büyük bankalar hâlâ "yıl sonuna kadar sabit faiz, 2027'de kademeli indirim" baz senaryosunda kalıyor; bu da UBS'in tek başına bu tahminde yürüdüğünü gösteriyor. Yatırımcılar için kritik eşik, Kasım FOMC'inden önce yayımlanan Ekim istihdam ve enflasyon verileri olacak.
Özetle; UBS, "yumuşak iniş" (soft landing) hikayesinin en zayıf halkasının işgücü piyasası olduğunu, Fed'in bu halkayı kırarak enflasyon riskini öne çıkarmak zorunda kalabileceğini hesaplıyor. Türkiye piyasaları için bu, "dışsal ortam destekleyici" varsayımının test edildiği, risk primlerinin yeniden hesaplandığı yeni bir dönemin başlangıcı olabilir.
(0)Comments