Bu yolculuk, ülkemizin en uç noktasındaki bir bilinmeyene yapılmış sıradan bir gezi değildi. Kendi içimize bakmak ve ruhumuzdan yükselen sorulara yanıt aramak için çıktığımız bir hakikat arayışıydı. Bu anlamlı yolda, belki de rotamızın en çarpıcı durağındayız: Cizre, Şırnak Merkez, Şenoba ve Çukurca... Güneydoğu gezimizin en uç noktalarında, sınır hatlarının tam sıfır noktasında sürdük motorlarımızı. Yıllarca sadece terörle, acıyla ve kaygıyla anılan bu topraklarda bugün hayatın nasıl aktığını yerinde görmek istedik. Partnerim ve yakın dostum Talat'la birlikte adım adım gezdik; sokakların sesini dinledik, köylere uğradık, insanımızın gözlerinin içine bakarak hayatlarına tanıklık ettik. Yılların biriktirdiği yorgunluğun ardından gelen o kırılgan ama umut dolu huzuru, insanımızın yüreğindeki o sıcacık konukseverliği bizzat hissettik. Gelin, dünün gölgesinden sıyrılıp geleceğe umutla bakan bu sınır boylarını ve orada tanık olduğumuz insan hikayelerini birlikte adımlayalım. 1. Durak: Cizre – Tarihin ve Dicle'nin Kıyısında Kucaklaşma
Köklü bir geçmişe sahip Cizre'ye girdiğimizde bizi Dicle Nehri'nin durgun suları karşıladı. Bir zamanlar sokaklarında tedirginliğin gezindiği bu eski kentte, bugün hayat kendi doğal ve sakin ritminde akıyor. Talat'la motorlarımızı kıyıya çekip verdiğimiz ilk mola, sadece bir dinlenme değil, bu kadim toprakla bir gönül buluşmasıydı. Esnafın adımlarına yansıyan o rahatlık ve çarşıdaki yapıcı telaş, coğrafyanın kaderini değiştiren dinginliği özetliyordu. Tarihi Kırmızı Medrese'nin gölgesinde soluklanırken selamlaştığımız Cizrelilerin bakışlarında tek bir ortak dilek okunuyordu: Geçmişin ağır yükünü geride bırakıp huzura sımsıkı sarılmak. Dicle'nin kıyısında, insanımızın sükûnetiyle demlenen bu ilk durak, yolculuğumuzun duygusal derinliğini daha ilk anda hissettirdi. Buralara hiç gelmemiş, bu havanın kokusunu içine çekmemiş olanlar için Cizre sadece haritada bir noktadan ibaret kalabilir. Oysa bu sokaklarda yürümeden, bu tarihsel dokunun içinde insanımızla göz göze gelmeden memleketin ruhunu anlamak eksik kalır. 2. Durak: Şırnak Merkez, Sarp Dağların Gölgesinde Yeşeren Umut
Cizre'nin sıcağından ayrılıp heybetli dağları tırmanan kıvrımlı yollardan Şırnak Merkez'e doğru yol aldık. Virajlar motor sürüşü için ne kadar heyecan vericiyse, çevremizi saran coğrafya da bir o kadar sert ve dikti. Şırnak Kent Merkezi'ne vardığımızda ise bizi sadece yenilenen bir şehir değil, yüzünde geleceğin heyecanını taşıyan bir kent enerjisi karşıladı. Şehrin en hareketli caddelerinde gezinirken gençlerin gözlerindeki o diri, kıpır kıpır dinamizmi görmek mümkündü. Bir zamanlar akşam çöktüğünde sessizliğe gömülen sokakların, bugün cıvıl cıvıl bir yaşam ritmiyle çınlamasına tanık olmak tarif edilemez bir duyguydu. Şırnak, o sarp dağların gölgesinde kendi iç huzurunu ve dengesini yeniden bulmuş. Yıllarca kafalarda örülen ön yargı duvarlarını yıkmanın tek yolu, gelip bu kaldırımlarda yürümektir. Kentin o genç ve umut dolu enerjisine tanık olduğunuzda, bu topraklardaki bağların ne kadar güçlü ve sarsılmaz olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. 3. Durak: Şenoba, Vadilerin Arasında Unutulmaz Bir Dostluk Molası
Uludere yönüne doğru ilerlerken, yeşilin sarp dağ vadileriyle kucaklaştığı Şenoba beldesine saptık. Yolun yorgunluğu üzerimizdeyken, doğanın bu el değmemiş güzelliği ve beldenin dinginliği içimizi ısıttı.
Bir zamanlar adı yalnızca askeri intikallerle ve güvenlik haberleriyle anılan bu vadilerde, bugün motor sürüşünün keyfini çıkararak ilerlemek büyüleyiciydi. Bir yol ayrımında durup doğanın sesini dinlerken bizi fark edenlerin gösterdiği o hesapsız içtenlik ve tebessüm, memleket sevgisinin sınır tanımadığını bir kez daha hissettirdi. Sadece haber ekranlarından gördükleriyle yetinenlere, kulaktan dolma ön yargılarla bu coğrafyaya mesafe koyanlara sormak lazım: Bu el değmemiş coğrafyayı ve onun yüreği geniş insanını tanımadan bu vatanı nasıl tam anlamıyla sevebiliriz? Şenoba'nın o dingin vadilerinde soluklanırken bir kez daha anladık ki bizi biz yapan en büyük güç birliğimizdir. 4. Durak: Çukurca, Sınırın Sıfır Noktasında İnsanın ve Coğrafyanın Gururu
Ve rotamızın en uç, en kritik, yüreğimizi en çok titreten noktası: Çukurca... Türkiye-Irak sınırının tam sıfır noktasında, devasa kayalıkların gölgesinde duran bu ilçe, insanın dilsiz kaldığı görkemli ve büyüleyici bir coğrafyaya sahip.
Çukurca'ya ulaştığımızda bizi karşılayan o derin dinginlik, yıllarca süren zorlu dönemlerin ardından kazanılan huzurun ne kadar paha biçilmez olduğunu bir kez daha yüzümüze çarptı. Dik kayalıkların yamacına kurulmuş tarihi taş evlerin arasında yürürken, sınır hattındaki günlük yaşamın olanca doğallığına tanık olduk. Selamlaştığımız her Çukurcalı; sınırın yanı başındaki tüm belirsizliklere rağmen kendi topraklarında, kendi evlerinde güven içinde yaşamanın vakur gururunu taşıyordu. Çukurca'nın meydanına adım attığımızda etrafımızı saran çocukların gözlerinde yükselen o saf hayale tanık olduk. Farklı renklerimiz, farklı kökenlerimiz olsa da hepimizi sıcacık kucaklayan o devasa güven şemsiyesinin altında bir araya geldik. Bir dağ yamacında tutuştuk el ele, Rengimiz ayrı, sesimiz aynı türküde...
Tek bayrak altında, tek millet adıyla, Yükseldi nida çocukların nefesiyle: "En Büyük Türkiye!" O meydanda çocuklarla birlikte haykırdığımız bu nida, ömrüm boyunca unutamayacağım en özel andı. Bize; elimizde, aklımızda ve gönlümüzde taşıdığımız o büyük sevdanın ne kadar diri olduğunu gösterdi. Türkiye'mizin gelecekte yeni ufuklara, çok daha aydınlık yarınlara ulaşacağına olan inancımız, o masum çocukların gözlerinde bir kez daha perçinlendi. Onlarla ortak noktamız; geleceğin büyük, güçlü ve müreffeh Türkiyesi'dir. Gitmeyenlere, Görmeyenlere Bir Çağrı:
Bu toprakları gezmeden, o heybetli dağların duruşunu yerinde hissetmeden, insanımızın içini ısıtan o havayı solumadan yapılan tüm yorumlar eksiktir. Gitmeyen, görmeyen, buradaki insanımızla göz göze gelip hayatı paylaşmayan herkes çok şey kaçırıyor. Ön yargıları bir kenara bırakın; çıkın yollara. Bu coğrafyanın sesini dinleyin, insanının sıcaklığına teslim olun ve o eşsiz atmosferi kendi ruhunuzla tadın. Göreceksiniz ki, bizi birbirimize bağlayan bağlar düşündüğümüzden çok daha derin ve güçlüdür. Güneydoğu'nun en uç sınırlarından topladığımız bu unutulmaz anılarla rotamıza devam ediyoruz.
(0)Comments