Osman Arkangil, yazdı: Bodrum'dan kazanan Bodrum'a kazandırsın!

Osman Arkangil, yazdı: Bodrum'dan kazanan Bodrum'a kazandırsın!
View on original source
Category: Business
Share
Archive
Like
MHP Bodrum İlçe Başkanı Engin Galipoğlu'nun 'Bodrum'dan kazanıyorsanız, Bodrum'a da kazandırın' çağrısı, son dönemde Bodrum ekonomisi adına yapılan en anlamlı çıkışlardan biri. Siyasetin günlük tartışmaları arasında esnafı, ustayı, üreticiyi hatırlatan böyle bir çıkışın hakkını teslim etmek gerekiyor. Bazen bir cümle, onlarca toplantıdan daha çok şey anlatıyor. Galipoğlu bir cümleyle yıllardır konuşulmayan yaraya parmak basıyor: 'Bodrum esnafı güçlenirse Bodrum güçlenir. Bodrumlu ustanın ocağı tüterse Bodrum'un ekonomisi büyür.' Alkışlıyorum. Çünkü Bodrum'un yalnızca toprağını, denizini, manzarasını değil; ekmeğini de korumaktan söz ediyor. Kenti sevmek, esnafının kepengini açık tutmaktan başlar. Ama alkışlarken insanın aklına bir soru takılıyor: Neden bu sözü Bodrum Belediye Başkanı'ndan aynı güçte duymuyoruz? Bodrum'da milyonluk, milyon dolarlık projeler yükselirken Belediye Başkanı neden yatırımcılara, müteahhitlere çıkıp 'Bu kentten kazanıyorsunuz; Bodrumlu esnafa, ustaya, üreticiye de fırsat verin' demiyor? Bodrum'un betonunu görmek yetmez, ekonomisini de görmek gerekir. Peki BODTO? 21 yıldır Bodrum ticaretinin merkezinde. Binlerce üyesi var. Esnafın, tüccarın, üreticinin temsil makamı. Galipoğlu'nun bugün söylediği 'Bodrum'dan kazanan Bodrum'a kazandırsın' sözünü yıllardır en yüksek sesle BODTO'nun söylemesi gerekmez miydi? Üyeden aidat almak kolay; üyeye iş alanı açmak marifet. Kent Konseyi de bu tartışmanın dışında kalmamalı. Bodrum'un ağacı, koyu, sahili nasıl kent meselesiyse, yerel üreticisinin ayakta kalması da kent meselesi. Esnafı olmayan kentin yalnızca tabelası kalır. Galipoğlu'nun özellikle şu sözü önemli: 'Aynı kalite ve hizmeti sunabilen yerel esnaf varken tercih Bodrum dışından yana kullanılmamalı.' İşte meselenin terazisi bu. Kimse torpil istemiyor. Kimse 'Bodrumluyum, işi bana vereceksin' demiyor. Rekabet olsun, kalite konuşsun, fiyat konuşsun. Ama Bodrumlu firmaya fiyatını bile sormadan İstanbul'a, Ankara'ya, İzmir'e, Alanya'ya koşulmasın. Önce komşunun kapısını çal, sonra Türkiye'yi dolaş! Çünkü Bodrum'da garip bir ekonomi oluştu. Villa satılırken deniz fiyatın içinde, güneş fiyatın içinde, manzara fiyatın içinde… Neredeyse begonvilin gölgesi bile metrekare hesabına yazılıyor. Sıra Bodrumlu marangozun fiyatına gelince herkes tasarruf uzmanı kesiliyor! Satarken Bodrum… Alırken başka şehir! Bodrum'un adı para ederken, Bodrum'un ustası neden pahalı geliyor? Galipoğlu'nun söylediği gibi Bodrum esnafı burada vergi ödüyor, insan çalıştırıyor, ailesini geçindiriyor; kazandığını yine Bodrum'da harcıyor. Bakkala, lokantaya, kiraya, çalışanın maaşına gidiyor. Dışarıdan gelen firma işi bitirip gidiyor; Bodrumlu esnaf ise iyi günde de kötü günde de burada. Bodrum'da kalan para, Bodrum'un damarlarında yeniden dolaşıyor. Şimdi gelelim BODTO'ya. Seçim yaklaşıyor. Bodrum'da hemen her villaya, otele, restorana, mağazaya dokunan çok geniş bir sektör var: Mobilyacılar ve marangozlar. Mutfaktan kapıya, dolaptan pergolaya, dekorasyondan özel imalata… Üreticisi, ustası, montajcısı, mağazacısı, yan sanayisiyle koca bir ekonomik zincir. Bodrum'un binasını müteahhit yapıyor olabilir; içine hayatı çoğu zaman usta sokuyor. Şimdi 21 yıllık BODTO yönetimine soralım: Bir gün olsun mobilyacıları, marangozları toplayıp 'Sizin derdiniz nedir?' diye sordunuz mu? Kaç firma var? Kaç kişi çalıştırıyor? Bodrum'daki dev inşaat pastasından ne kadar pay alıyor? Ne kadar iş Bodrum dışına gidiyor? Neden gidiyor? Bir çırak 21 yılda usta olur; oda 21 yılda sektörünü tanıyamadıysa ortada ustalık değil, ilgisizlik vardır. Üstelik mobilya sektörü; dayanıklı tüketim, kırtasiye, matbaa ve baskıyla aynı meslek grubunda. İnsan sormadan edemiyor: Marangozla matbaacının mesleki akrabalığı nerede başlıyor? Belki kağıdın da bir zamanlar ağaç olmasında! Gülüyoruz ama devamı güldürmüyor. Sektörleri aynı torbaya koymak kolay; sorunlarını aynı torbada çözmek mümkün değil. Yönetimde mobilya sektörünü temsil eden, kendisi de mobilya satan bir temsilcinin, seçim için oy istemek üzere aradığı firmanın mobilyacı olduğunu dahi bilmediği anlatılıyor. Daha ne söyleyelim? Temsil ettiğin sektördeki firmayı tanımıyorsan onun derdini nasıl bileceksin? Temsil ettiğini tanımıyorsan neyi temsil ediyorsun? Şimdi gözler başkan adayı Erdem Ağan'da. Ağan tersanecilikten geliyor. Gemi inşa mühendisi, yat tasarımı eğitimi almış; ailesinin tersanecilik geçmişinde ahşap tekne imalatı da var. Yani ağacın yalnızca gölgesini değil; işlenmesini, ustayı, imalatı, ölçüyü, kaliteyi, teslim tarihini ve üretimin ne demek olduğunu bilmesi beklenen bir isim. Üretimden gelen başkan adayından, üreticiyi anlamasını beklemek hakkımız. Erdem Ağan'ın adaylığını olumlu buluyorum. Ancak desteklemek, yanlış görüleni söylememek anlamına gelmez. Mobilya sektörünü temsil edecek isim konusundaki tercihi şimdilik bana doğru görünmüyor. Bu benim görüşüm. Çünkü mobilyacıyı temsil edecek kişinin ilk şartı çok basit: Mobilyacıyı tanıyacak! Sektör temsilciliği kartvizite yazılacak bir unvan değil. Marangozun talaşını, mobilyacının maliyetini, üreticinin sıkıntısını, Bodrum'daki firmaları ve dışarıya kaptırılan işleri bilecek. Seçim zamanı oy istemek için telefon açan değil, sorun olduğunda telefonu açılan kişi olacak. Temsilcilik koltuk değil, sektörün emanetidir. Ağan seçilirse mobilya ve marangozluk sektörünü matbaa ve diğer iş kollarının arasında kaynatmamalı. Bodrum ekonomisindeki gerçek ağırlığını görmeli, sorunlarını ayrıca masaya yatırmalı. Ve o masaya sektörü gerçekten tanıyan insanları oturtmalı. Yeni başkanlık, eski temsil anlayışıyla başlamamalı. Erdem Ağan gerçekten yeni bir sayfa açmak istiyorsa ilk satırlarından biri şu olmalı: Sektörü tanımayan temsilci dönemi bitsin; sektör kendi sesini BODTO'ya taşısın. … Bir de BODTO'nun diğer başkan adayı İbrahim Akkaya'ya soralım. Siz bu odaya dışarıdan gelmiyorsunuz. 21 yıldır BODTO'nun farklı kademelerindesiniz. Bugün de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısısınız. O halde sorunun ağırlığı sizin için daha fazla: 21 yılda yapmadığınızı, başkan seçilirseniz şimdi nasıl yapacaksınız? 21 yılda kaç kez mobilyacıları ve marangozları bir masaya topladınız? Kaç kez sektörün dışarıya kaptırdığı işleri araştırdınız? Kaç kez müteahhitlere 'Önce Bodrumlu üreticiden teklif alın' çağrısı yaptınız? Mobilya ve marangozluk Bodrum'un inşaatıyla, turizmiyle, otelleriyle, villalarıyla bu kadar iç içeyken neden bugün seçim vaatleriniz arasında bu sektörü ayağa kaldıracak güçlü bir proje duymuyoruz? 21 yıllık tecrübe anlatmak yetmez; 21 yılın hesabını da anlatmak gerekir. … Hatta Sayın Akkaya'ya çok daha basit bir önerim var: Çıkın ve Engin Galipoğlu'nu alkışlayın. Destekleyin. 'Galipoğlu doğru söylüyor. Bodrum'dan kazanan Bodrum'a kazandırsın' deyin. Bunda siyasi parti hesabı yapılacak ne var? MHP söylemiş, CHP söylemiş, başka biri söylemiş… Doğru sözün parti rozeti olmaz. Üstelik Galipoğlu bugün, Bodrum esnafı adına BODTO'nun yıllardır daha yüksek sesle söylemesi gereken bir sözü söylüyor. Doğruyu rakibin söylüyorsa susmak değil, alkışlamak büyüklüktür. … Aynı çağrı Belediye Başkanı'na da: Siz de Galipoğlu'nu destekleyin. Bodrum'daki büyük yatırımcılara açıkça seslenin: 'Bodrum'da kazanıyorsanız Bodrumlu esnafa da fırsat verin.' BODTO da söylesin. Kent Konseyi de söylesin. Diğer siyasi partiler de söylesin. Hatta hep birlikte bir kampanya başlatın: Önce Bodrum'dan teklif al! İşi kimin alacağına fiyat, kalite ve rekabet karar versin. Ama Bodrumlu üreticinin kapısı çalınsın. Bodrum'dan kazanıp Bodrum'u pas geçmek, yerel ekonomi değildir. … Engin Galipoğlu'nun açıklamasını bu nedenle yalnızca bir siyasi parti ilçe başkanının açıklaması olarak görmüyorum. Bodrum'un esnafına, ustasına, üreticisine sahip çıkan doğru bir ekonomik çağrı olarak görüyorum. Ve hakkını da teslim ediyorum: Galipoğlu bugün Bodrum esnafı adına söylenmesi gereken sözü söyledi. Şimdi sıra diğerlerinde. Belediye Başkanı'nda… BODTO'nun mevcut yönetiminde… Erdem Ağan'da… İbrahim Akkaya'da… Kent Konseyi'nde… Galipoğlu müteahhide sözünü söyledi; şimdi Bodrum'un kurumları o sözün arkasında durabilecek mi? Çünkü mesele kimin söylediği değil, Bodrum'un kazanması. Bodrum'dan kazanıyorsanız Bodrum'a kazandırın. Bodrum'u temsil ediyorsanız da… Önce Bodrumluyu tanıyın!

(0)Comments

 

A note on cookies

Newshunt uses essential cookies to keep you signed in and to remember your language and country, so the site works the way you expect. With your permission, we'd also like to use analytics cookies to understand how people use Newshunt and improve it over time.

Accepting only affects analytics. To learn more, view our Privacy Policy or Terms & Conditions.